ayhan's profileayhan adlı kullanıcının ...PhotosBlogGuestbookMore Tools Help

Blog


    November 21

    birgün okurmusun bu yazıyı

    Bir Gün Okurmusun Bu Yazıyı ?
           Bir gün hayatımdan ördürürcesine çıkacaksın.
    ve ben seni hep son günkü halinle hatırlayacağım.seni en güzel halin neydi diye düşünüyorum.
    Ve içimden bir ses yıllar öncesine götürüyor beni ...
           Seni her halükarda içimde hissedebiliyorum.
    İşte olayımın en güzel yanı bu.
    Sen ne kadar anlayabilirsin bilemiyorum.
    Ama benim gibi her şeyden ve herkesten uzak bir hayatın olmasaydı bunun ne demek olduğunu anlardın.
    Seni anlıya biliyorum sevdiklerin ve sana destek veren herkesin yanında ağlamak bile senin doğal.
    Benim için lüks olan her şey sana doğal geliyor.
           Şimdi yatıyorsundur.
    Bir sigara yakmış yatağının ucunda yaşadıklarını ve benim sana söylediklerimi ve hatta yaşadıklarının bir hata olduğunu düşünüyorsundur.
    Kanayan yarayım senin için biliyorum.
    Bir hata.
    Bir yanlış.
    Oysa sadece sevmiştim seni.
    Hala aklımın bir ucundan çıkmıyorsun.
    Son kez çıkmayan olacaksın.
    Seni asla unutmayacağım.
    Yerlerde sürünüp yok olsam, evlenip çocuk sahibi olsan ve adım bir yana, dünyada olduğumu unutsan ben yine bıraktığın yerde olacağım.
           Parktaki çocuklara bakıp seni yaşayacağım.
    Söküp atmam gerek içimden seni.
    Hayatımın kalanını sensiz yaşamayı öğrenmeliyim.
    Ve öyle ki hiç sızlamamalı içim seni gördüğümde.
    Sen utanmalı, sen başını eğmelisin.
    Yaptıklarından utanmalı, iliklerine kadar üşümelisin yazın kavurucu sıcaklığında...
           Ama olmaz bunu sana yakıştıramam.
    Sen bunları yaşamamalı, görmemelisin.
    Korkma yavrucuğum ben gizli bir köşeden seyreder sonra usulca kaybolurum.
    Sen hiç görmezsin beni.
    Belki bir gün ortak bir tanıdığımızdan haberlerimi alırsın.
    Olur da hakkımda kötü bir şeyler duyarsan ne olur kulak asma yalandır mutlak.
    Senin üzülmen için söylenmiştir.
           İçim yanıyor kimseye anlatamıyorum.
    Hoş sen bile anlayamadıktan sonra kim anlasın.
    Bana güldüklerini biliyorum bunu iliklerime kadar biliyorum.
    Varsın olsun, gülsünler, ben biliyorum içimdekileri.
    Yorgun bedenimi yıldızlara taşıyacaklar bu benim en mutlu günüm olacak.
    Sevdiklerimi oradan görebileceğim.
    Bir kahve telvesi, bir sigara dumanı kadar yakın olacağım sana.
    Sana ve sevdiğim tüm insanlara.
           Son bir sevgi son bir mutluluk yakaladım seninle, belki de çok kısaydı kimileri için.
    Nereden bilsinler benim için bir ömre bedel olduğunu.
    Ben gözlerimde yaşadım bu aşkı ve yine gözlerimde bıraktım umutlarımı.
    Bunları bir gün okuyacak mısın? Okurken ağlayacak mısın bilemiyorum.
    Ama beni anlayabilmen için çok zaman geçmesi gerekiyor belki yüzyıllar.
    Yalnızları oynuyorum sen bile farkında olmadan.
    İşte ben buyum, kimsenin istemediği, kimsenin anlamadığı.
    Anlamak istemediği.
    Uykuların en tatlısı senin için olsun canımın içi...
    October 14

    Giderken Yüreğimi Bana Bırak.........

    Giderken Yüreğimi Bana Bırak.........

    Birbirinden uzak iki farklı şehirde, kaderin zaman ve mekân dinlemeden birbirine yaklaştırdığı, yaşamın tüm zorluklarına inat kendimize sevda dolu küçücük bir dünya yaratmış iki canız biz.

    Sevdik; Sevildik; Beraber ağlayıp beraber güldük.

    Ne çok şey paylaştık seninle yan yana olamasak bile. Bil ki! Çok sevdim seni...

    Varlığına hasret bırakan yokluğunu sevdim, Göremediğim gözlerini, dokunamadığım tenini, öpemediğim dudaklarındaki tebessümü sevdim.

    Seninle üzülmeyi, seninle sevinmeyi sevdim...

    Her sabah yokluğunla harmanlanan günü yaşamayı sevdim.

    Gecenin kör karanlığında adını haykırarak kan ter içinde uyanmayı, üzerime yağan yağmuru, tenimi bıçak gibi kesen soğuğu sevdim.

    Seni sen olduğun, beni ben yaptığın için sevdim.

    Yanımda olmadığın her bir gün için bir tohum ektim yüreğime ve şimdi binlercesi yeşile bürünebilmek için senin gelişini beklemekte..

    Biliyorum; Söylemiştin.

    Geleceksin! Ve Geldiğinde yüreğimi esir edip yüreğine, tekrar gideceksin.

    Olsun, senden gelecek ne varsa razıyım.

    Yeter ki gel...

    Geldiğinde, yüreğime ektiğim her bir tohum, filizlenerek bir orman misali tüm bedenimi kaplayacak ve yeşilin getirdiği huzura kavuşan yüreğim yaşamak, var olmak nedir tekrar anlayacak.

    Umudumu bağladığım karanlık yollar aydınlanacak, güneş bir başka doğacak.

    Ve işte o gün aynı toprağa ayak basıp, aynı yollarda yürüyeceğiz, aynı iskeleye oturup, martılara el sallayacağız.

    Gün batımında, sevdamızın rengi gibi kızıla bürünen ayı denizin karanlık sularında söndürüp, yıldızları avucumuzda kaydıracağız; Sonra; Sonra acı son tekrar başlayacak ve sen yine gideceksin.

    Biliyorum bu gelişler ve gidişler hiç bitmeyecek; Yüreğime dokunan yüreğin, bütün benliğimi kor kor yakacak ve içli bir kemanın tellerinde dile gelen nağmeler gibi yüreğim çaresizce sızlayacak.

    Tüm bedenim alev alev mahşer yeri gibi yanacak, sevdadan yana ne varsa kül olacak ve toz duman bütün bedenime savrulacak.

    Aklıma her düştüğünde göz pınarlarımdan süzülen siyah inci taneleri çime düşecek senden diye… Hasretinle yanıp kavrulmuş bedenim dirilecek sana sunmak için kendini… Sevmelerin, sevişmelerin, sensizken içime gömdüğüm sessiz çığlıklarım, seni beklerken zamana esir olmuş dakikalarım, hepsi senin olsun; kirpiklerimde asılı kalan yaşadığım sevdamın hatırına…

    Sevda ateşi düştü mü bir kere gönüllere, önünde durulabilir mi söyle...

    İrtibat kesilir tüm olan bitenle ve endeksleniverir her şey olanca ağırlığıyla...

    Hummalı derin duygulara, yarin o gül bakışlarına, kadife tenine, kokusuna, bir gülüşüne, bir bakışına.... Hani kendini unutturmayan bir baş ağrısı, bir diş zonklaması gibi hep hatırlatır artık kendini... Aklınızın bir köşesindedir hep her ne yapıyorsanız yapın, her nerede olursanız olun....

    Oysa daha dün zevkle gittiğiniz yerler yabancı gelmeye başlar onsuz size, yediğiniz içtiğiniz şeylerin tadı tuzu kalmamıştır onunla paylaşılmıyor diye...

    Hep bir plan hep bir hazırlık halleri vardır O'nu tekrar görmek, O’nunla yeniden zaman geçirebilmek ve bir şeyler paylaşabilmek için...

    Bir sabah kalktığınızda aynaya bakarsınız ki artık aynada yansıyan yüz size ait değildir..

    Çünkü baktığınız her yerden yar size bakarken artık kendinizi görmeniz mümkün değildir...

    Sokaklardaki herkesin yüzünde ona dair bir şeyler ararsın...

    O an karşılaşmak gibi bir ihtimalin olmayacağını bilmene rağmen sanki birden, yolda karşına çıkacakmış gibi heyecanla sağa sola bakarsın...

    Balkonda oturmuş gecenin kör vakitlerinde, sigaranın her nefesinde ciğerlerine çekerken aşkını sevdanı imkansız olduğunu bile bile sanki çıkıp gelecekmiş gibi gözünü yoldan ayıramazsın....

    Uykuyu haram kılmıştır gözlerin ve bir gece bekçisi gibi tavanda asılı kalmıştır gözlerin...

    Yüreğini derin bir hasret kaplamış ve sanki her geçen gün daha da derine batan bir hançer gibi kanatmadan ama inceden inceye sızlatarak işgalini sürdürmeye devam etmektedir..

    Sadece bir dakikacık dahi olsa görebilmek,
     öpüp koklayabilmek için razısındır bir çok şeyi feda etmeye....

    O kadar yakında hissedersin ki O'nu şah damarın gibidir...

    Yürek atışın olmuştur ve artık nabzın gibi bileklerinde taşıyorsundur onu...

    Artık hiçbir şey eskisi gibi değildir, çünkü artık sende seni değil sen de onu taşıyorsundur....

    Ve gözün gibi bakmak durumundasındır artık kendine..

    Sağa sola bile çarpmamaya itina gösterirsin kazara dahi olsa, ya içindeki O'na bir şey olursa? Sapasağlam olman lazımdır ki içindeki O, hep yeşersin mağrur bir çiçek gibi gönül bahçende....

    Belki yiyecek bir lokman, alacak bir hırkan dahi yokken Karun kadar zenginsindir sevgisiyle....

    Ve gözünde hiçbir şeyin kıymeti yoktur ondan öte....

    Öyle güçlüsündür ki al şu kazmayı kaldır şu dağı deseler Ferhat’tan öte bir Ferhat gücü peydahlanır içinde..

    susadım dese avuçlarında su taşırsın kilometrelerce..

    bir damla göz yaşına yakasın yıkasın gelir dünyanın alayını..

    Sevmek! Herkesin dilinde sakız gibi dolanan sevmek...
    en çok seven benim, benim gibi kimse sevemez demek..
    Öyle kolaydır ki..
    Ama yiğitlik söylemekte değil, seviyorum dediğin gibi de sözünün ardında durabilmektedir...
    Sevdayı yaşatacaksın, hissettireceksin, söylemek yetmez...
    Sevdayla közleneceksin, kor olmak yetmez...
    Sevda uğruna yaşayacaksın, her türlü zora katlanarak..
    Hem de öyle bir yaşayacaksın ki sonuna kadar...
    Tıpkı aşk nedir diyene Mevlâna’nın: “Ben olda bil” dediği gibi… Bu kara kuru kızın neyini sevdin diyen adama Mecnun’un “sen ona bir de benim gözümle bak dediği gibi, Keremin Aslı için alev olup cayır cayır yanması gibi yaşamak. ..
    Böyle sevmeyeceksen giderken yüreğimi bana bırak öyle git emi… sen o yüreği taşıyamazsın öyle sevmiyorsan eğer….
    October 09

    haberin varmı?

    *Sen gideli buralarda yeller esiyor
    Sen gideli bu gönlüm hasret çekiyor
    Sen gideli yüreğim yandı sönmüyor
    Eridim kül oldum haberin varmı

    Sen gideli birgün yüzüm gülmedi
    Sen gideli kederim çilem bitmedi
    Sen gideli hasretin biran dinmedi
    Bir zalime kul oldum haberin varmı

    Sen gideli bu dünya karanlık bana
    Sen gideli yaşamak zehroldu bana
    Sen gideli mutluluk uzak ayhan a
    Acılarda tükendim haberin varmı

    Sen gideli yollar dikenli taş oldu
    Sen gideli hasret gözümde yaş oldu
    Sen gideli yediğim zehirli aş oldu
    Zehir oldu bu dünyam haberin varmı*

    October 04

    Zoruna mi Gitti Adam Gibi Sevmek?

    Gittiğinden
    beri hiç aramadın
    Hangisinin koynundaydın da beni hatırlamadın
    Kolay mı sandın umutsuzca beklemek
    Söyle zoruna mı gitti adam gibi sevmek???

    Giderken gidiyorum demedin
    Severken seviyorum demedin
    Aslında seviyormuydun bilemedim
    Seni seviyordum buydu tek bildiğim...

    Kimseyi görmezdim kör olurdu gözlerim
    Seni görünce
    Kimseyi duymazdım
    Sesin kulaklarıma gelince

    Seni böyle delicesine severken
    Beni bırakıp gitmen de niyeydi
    Söyle zalim
    Adam gibi sevmek zoruna mı gitti???

    (SEVDİĞİN TARAFINDAN TERK EDİLMEK BİR BEDENİ CEHENNEM ATEŞİNDE YAKMAK
    GİBİ...)
    "Seni diğerlerinden farksız yapmaya''
    bütün gücüyle çalışan bir dünyada
    kendin olarak kalabilmek
    dünyanın en zor savaşını vermek demektir.
    Bu savaş başladı mı, artık hiç bitmez"

    October 01

    Sensizlikle Terbiye Ettim Yüreğimi

    Üzerine kurulmuş bir hayattı benim ki. Nefes aldığında nefes alıyor,
    güldüğünde gülüyor, üzüldüğünde kahroluyordum. Seni tanıdığımda doğmuş,
    sensiz kaldığım her an yeniden ölmüştüm.
    Sensiz kalmak... Ne çok yokladı beni bu acı! Başını alıp gittiğin zamanlarda
    beni de bensiz bırakıyordun. Seni beklemekten başka bir de kendimi bulmam
    gerekiyordu. Yalnızca fiziksel değildi gidişlerin. Yanı başımdayken
    gidiveriyordun birden bire uzaklara. Aklın, kalbin, düşüncelerin
    gidiveriyordu, ellerin ellerimdeyken bile. Bilemediğim o yerlere gidiyordun
    ansızın. Kaybolmuş çocuklar gibiydim o zamanlarda. Dörtlüğünü bulamamış
    mısralar gibi anlamsız bir hayat kalıyordu bana yalnızca.
    Benimse sabırla söylediğim şarkı aynıydı;
    Hep aranan hep özlenen/ Gelir diye yol gözlenen/Öldürse de çok sevilen/
    Sizden biri...
    Sorgusuzca bekledim. Neden gittiğini, nereye gittiğini, ne zaman geleceğini
    sormadan, sadece bekledim. Nefes alacağım zamanı bekledim.
    Her gelişin şenlik, her dönüşün bayramdı sanki. Sen de çok sevmesen gelir
    miydin hiç? Özlemesen benim kadar döner miydin?
    Gidişlerine bahaneler bulmak en iyi yaptığım şeydi benim. Mecbur olmasan
    bırakıp gitmezdin ki beni sen. Vardı mutlaka kendince sebeplerin. Önemli
    olan gelmendi. Dönmüştün ya artık. Ne önemi vardı neden gittiğinin!
    Şimdi anlıyorum ki, bu senin sevdiğin bir oyundu. Her gidişte geride
    bekleyenin olmasını seviyordun sen. Geleceğin yer aynı, bekleyen aynı,
    bulacağın sevgi aynıydı çünkü. Kendini güvende hissettirdi, gururunu okşadı.

    Aslında bir küçük çocuk gibiydin. Dolaba saklanıp annesini korkutarak
    sevgisini ölçmeye çalışan bir çocuk gibi. Sınırlarımı ölçmek istedin her
    seferinde. Ne kadar sevdiğimi görmek istedin. Daha ne kadar dayanabileceğimi
    sınadın.
    Fark edemediğim ise; hiçbir sevginin beslenmeden büyümediğiydi. Ben kendim
    besledim sevgimi, senin için büyüttüm. Kara kıştan, sert rüzgârlardan, yakan
    güneşten korudum senin için. Sen bir damla su bile vermedin. Kurak
    topraklara benzedi yüreğim, bir küçük çiçeğin bile büyüyemediği
    topraklara... Güneşe döner gibi yüzümü döndüm sana, sen bulutların ardına
    saklandın.
    Ve ben derin uykumdan uyandım bir sabah. Anladım ki sevgimle birlikte bende
    kuruyor, ölüyorum. Sensiz olmaz derdim, baktım ki bensiz olmuyor. Daha fazla
    almadan benden beni bu sevda, koparıp attım ne varsa içinde yüreğimin,
    kanata kanata.
    Şimdi sensizlikle terbiye ettim yüreğimi. Herkes gibi yaşamayı öğreniyorum
    yeniden. Kaçırdığım hayatı yakalamaya çalışıyorum. Sensiz nefes almayı
    başarmayı, günün, güneşin, yağmurun, karın tadını çıkarmayı öğreniyorum
    sensiz. Dolaştığımız yerlere yalnız gidiyorum, ağlamamayı öğretiyorum
    gözlerime. Seni hatırlatan şarkılar çaldığında dimdik duruyorum artık.
    Parçalara ayrılmıyorum gökyüzünü yalnız seyrederken.
    Her şeyi öğretebildim kendime de; bir her sabah uyandığımda aklıma düşmeni
    engelleyemedim daha, bir de rüyalarıma girmeni.
    Merhaba derken hayata yeniden, senin için söyleyecek tek sözüm var
    artık."Hoşça kal sevdiğim, nefesim, hayallerim, tek gerçeğim. Hoşça kal her
    şeyim!"

    GİTTİN

    Gittin...
    Ben, arkandan sadece baktım.
    Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
    "Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
    Gidersen sönecek içimdeki ateş
    ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
    Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi
    O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana.
    Konuşamadım...
     
    *Gittin...
    Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım
    Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu
    bacağımı bu kadar acı duymazdım.
    Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.
    Ağlayamadım...
    ***
    *Gittin...
    Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa
    Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek,
    tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı.
    Anlatamadım...
     
    *Gittin...
    Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden
    Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten?
    Ürperdin yine biliyorum.
    Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini
    Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
    Tutamadım.
     
    *Gittin...
    Bir yıkım gibiydi gidişin
    Sen adım adım uzaklaşırken benden
    Çöküp kaldı bedenim olduğu yere
    Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti
    Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım.
    Kalkamadım...
    *Gittin...
    Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum
    Hazırdım gidişine,
    Kaçak zamanları yaşıyorduk
    Zaman bitecek ve sen gidecektin
    Bense, gidişinin ertesi günü
    Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım.
    Başlayamadım...
     
    *Gittin...
    Bir şey söyledin mi giderken?
    "Kal" dememi istedin mi?
    Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi?
    "Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi?
    Beynim öylesine uğulduyorduki.
    Duyamadım...*
    *Gittin...
    Nereye gittiğin önemli değildi
    Binlerce kilometre uzakta da olsan,
    iki metre ötemde de farketmiyordu.
    Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
    Kurtulmalıydım senden,
    bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım.
    Kurtulamadım...
     
    *Gittin...
    Unutulanların arasına katılmalıydım
    Anıları bir sandığa koyup
    hayatı bir yerinden yakalamalıydım.
    Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
    Yapamadım...
     
    *Gittin...
    Bir okyanusun ortasında
    tek küreği kaybolmuş sandalda
    Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.
    Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni,
    Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde,
    Bil ki; seni Unutamadım..
    September 19

    ben seni sevdim sarı gülüm........................

    *BEN SENİ KÜÇÜK BEDENİMDE*
    *KOCAMAN BİR YÜREKLE SEVDİM......*
    *YÜREĞİMLE BAKTIM GÖZLERİNE....*
    *YÜREĞİNLE DİNLEDİM SENİ...........*
    *HER KELİMEN YÜREĞİNDE ASILI KALDI.......*
    *GÖZYAŞLARIMLA SÜSLEDİM.....*
    *ŞİMDİ MEVSİMİM KIŞ.......*
    *HEP SEVERİM BİLİRSİN KIŞLARI........*
    *SOĞUK OLMALI HAVA........*
    *ÜŞÜMELİYİM İLİKLERİME KADAR........*
    *ELLERİM UYUŞMALI TIRNAKLARIM MORARMALI....*
    *SONRA.....YAĞMUR YAĞMALI.....*
    *ISLANMALIYIM.....*
    *SESİNİ DİNELEYEREK DAMLACIKLARIN YÜRÜMELİYİM........*
    *SEN BENİM YÜREĞİMİN KIŞISIN.........*
    *ÜSTÜNE ÇİĞ DAMLALARI DÜŞMÜŞ SARIGÜLÜMSÜN *
    *......... EN ÇOK DENİZE TUTTUN OLMANA HAYRANDIM SENİN.......*
    *SENİ DENİZSİZ DENİZİ SENSİZ DÜŞÜNMEDİM HİÇ..........*
    *DERT ORTAĞIN DALGALARDA KIRGIN SANA....*
    *BİR VURUYORLAR Kİ KIYIYA ONLARDA İSYANDA....*
    *AMA BEN........... BEN *
    *KIZAMIYORUM SANA......KIYAMIYORUM...........*
    *BEN SENİ SEVDİM HER HALİNLE.....*
    *GÜLÜŞÜNÜ,KIZGINLIĞINI,ASİLİĞİNİ,SAFLIĞINI.........*
    *ÇOCUKLAŞTIM YANINDA*
    *DURULDUM.....YORGUN BEDENİM DİNLENDİ SENİNLE.....*
    *PEKİ ŞİMDİ.............*
    *EKSİK KALDIM.....YARIM KALDIM.........*
    *VE SEN BİLMESENDE...........BEN ÖLMEKTEYİM SESSİZCE............*
    *SARIGÜLÜM...............*
    September 09

    sen uykudayken

    Sen uykudayken odana bir girebilsem
    Başucunda durup seni seyredebilsem
    Sana diyecek o kadar çok sözüm var ki
    Ama hiç birini sana söyleyemiyorum
    Uzaktan uzağa hayaller kurarken
    Sevgimi sana nasıl anlatsam bilemiyorum.

    Sen bana büyü mü yaptın sen bana
    Çocuk gibi bağlanmışım ben sana
    Uğrunda bu canımı,ben feda ederdim
    Bir kere dönüp baksan bana.

    Sen benim günahım oldun
    Sen benim sevabım oldun
    Sen benim can yoldaşım
    Sevincim kederim oldun
    Sen benim her şeyim oldun
    Sonunda esirin oldum...

    Sen uykudayken odana bir girebilsem
    Usulca sokulup yanında yatabilsem
    Sen bir daha uyanmadan koynunda öylece
    Sonsuz bir uykuya bir dalabilsem
    Bu dünyada sana ben kavuşamam biliyorum
    Bir gün çekip gidersen yaşar mıyım bilemiyorum

    Sen bana büyü mü yaptın sen bana
    Çılgın gibi bağlanmışım ben sana
    Uğrunda bu canımı ben feda ederdim
    Bir kere dönüp baksan bana*

    August 21

    ölüm nedirki sultanım.................

    Hüznün alına, moruna sürerken yüzümü gözümü
    Fikrime düşsen, aklımın pimini çekiyorum
    Şarapnel parçalarına nispet edercesine
    Dağıtıyorsun gelmişimi geçmişimi
    Tüm mevsimler sana çıkıyor, akrep dönencesinden geçip
    Zehir zıkkım ayrılık oluyor herşey
    *

    * Gitmelerin ardından gelir miydi kalmalar
    Sana kavuşur muydu bir gün puslu diyarlar
    Tozu dumana katacasına deşinir miydi eşkin atlar
    Bozkır yanığı yüzlerde
    Çentik çentik işlenir miydi sevda
    *

    * Nasıl yuvadan atılırsa bir yavru kuş
    Öylesine attım seni hayata
    Düşmesini bilmelisin ki
    Yükseklerde dolaşsın kanatların
    *

    * Bak! kan tuttu kelimelerimin anlamını
    Seyr-ü seferde kainat ızdırabımın melalini
    Ölümü özlemeyen, aşkı anlayamaz der bir düşünür
    *

    * Ben seni özledim, ölüm nedir ki sevdiğim ...

    August 20

    Kalbimin Sana İhtiyacı Var Sevdiğim!


    Bunca yorgunluğun üstüne biraz durup dinlenmek istiyor kalbim. Bir omuza
    yaslayıp başımı, azıcık soluklanmak, hatta bir ömür boyunca güçlü görünmek
    adına tuttuğum gözyaşlarımı kollarında serbest bırakmak.
    Kalbimin Sana İhtiyacı Var Sevdiğim!

         İstediklerim aslında o kadar basit ki, belki de bana öyle geliyor.
    Yaşadığım sıkıntıları üstüne atmak değil derdim. Tam da tersi, bütün hepsini
    unutmak için sana koşmak istiyorum. Yangın yerine dönen şu kalbimi, aşkınla
    söndürmem gerek.
         Öyle uykusuzum ki gecelerdir, bilemezsin. Sensizliğin parçalayan
    ağırlığından olsa gerek, sürekli uyandığım huzursuz uykulardan, bedenim
    yorgun düşüyor. Sen gelsen, kafamı koyar koymaz dalıp gideceğim mutlu bir
    gecenin özlemini çekiyorum.
         Gittiğin her yerde izini sürerek, senin için delice, acınası bir
    hasretle ardından koşarak, hep bekleyerek, hep özleyerek geçiyor vakit.
    Ellerimizden kayıp giden şu zamanın geri dönüşü de yok üstelik, bundandır
    kavuşma telaşım.
          Hayatımı şöyle bir gözden geçiriyorum, ne kadar çok ertelediğim umut
    var. Seni ertelenmişler listesine koymak istemiyorum. Ne varsa yaşanılacak,
    tadını çıkarsak! Bir filmi izleyip gülsek mesela, patlamış mısır kokusu
    eşliğinde. Aşkı kıskıvrak yakaladığımız geceleri çoğaltıp, kendimizi
    sıyırsak bu dünyanın tüm gürültüsünden, olmaz mı?
           Bazen aklının içine girmek istiyorum. Ne düşündüğünü bilmek,
    yüreğinin içine sızarak, ne hissettiğini anlamak ve ne öğrendiysem bugüne
    kadar, hepsini unutarak, seninle yeniden başlamak ihtiyacındayım.
           Aklım, ruhum sende takılı kalmışken, gündelik hayata uyum sağlamak da
    zor aslında. Dostların kahve sohbetleri, bir film karesi, el ele yürüyen bir
    çift, gördüğüm her ne varsa, kaçışlarıma daha çok itiyor beni.
           Gün olur da usanırsa kalbim, bu uzun ve hiç bitmeyecek bekleyişlerden
    diye korkuyorum. Senden ayrılmak dert değil, kapatırız bir gece yarısı
    telefonları, kendimizi bitiririz birbirimizde. Sonra ne olur? Aklım ayrılığı
    kabullense de, başka bir ten tenime değdiğinde, yüreğim yine ihanet sayar
    bir yabancının gözlerime bakan gözlerini. Sana ait olmaktan vazgeçmem için,
    kalbimin bunu kabullenmesi gerekir, yoksa mantığım bitti diye çığlık atsın,
    ne fayda? Senin adını söylersem sevişirken, gittiğim yerde bir kitap görür
    ve seni aramak istersem ya da en sevdiğim şarkı çaldığında aklıma yine sen
    gelirsen, gerçekten senden ayrılmış sayılır mıyım?
             Sevdiğim, serin bir yaz gecesinin ortasında gelsen, hiç haberim
    olmadan, ansızın çalsan kapıyı, karşımda seni görünce gözlerim ışıldasa,
    sessiz bir çığlık atsam içimden, dakikalar boyunca sarılıp kalsak o kapının
    önünde. Balkonda bir güzel masa kursam, yanına da bir küçük duble koysam
    hasrete yakışır diye; sonra sen anlatsan yokluğunda neler yaptığını, ben
    gözlerinin içinde kaybolarak dinlesem. Ellerimiz kenetlense birbirine, hatta
    vücudumuz, sabaha kadar sarmaş dolaş uyusak yalnız rüyalara inat. Sen artık
    gelsen sevgili çünkü bu kalbin sana ihtiyacı var....

    August 19

    Gideceksen...

     
    Al yalnızlığımı vur duvarlara
    Senden sonra,
    Mecalim olmaz benim,
    Tüm şairleri öldür,hele ki beni

    Şiir yazılmaz sensiz
    Gideceksen...
    Kuşları kafese kapat
    Benim özgürlüğümün Kanatsızlığı gibi

    Hele beyaz güvercinleri
    Vur da öyle git
    Umudumun ölüşü gibi

    Gideceksen...
    Adam gibi bir söz de,
    Çölde bir kuyuyu
    Kurutur gibi...

    Yık Sevda Bahçelerimi
    Diyebileyim...
    Gülümü soldurdu o benim

    Gideceksen...
    Adam gibi git
    Yastığımdan al saç telini

    Geriye bakma sakın
    Göz göze gelmeyelim
    Sök gözlerini yüreğimden
    Al Yanına öyle git...
    Benden gitti diyebileyim.

    gitme dedim ama gittin işte

    Gitme,
    Rüya bile olsan gitme...
    Zamansız yaşanmışlığına inat aşkın
    Kal bu gecede...

    Ne günü, ne saati aklımda
    Sana vuruluşumun
    Ne de o anki telaşı
    Efkârı mâşuğun...
    Zamansız işte
    Ne kadar amansız ise aşk
    O kadar da zamansız
    Ama
    Sen yine de gitme
    Mucizelere kurmayalım
    Durduk yere yelkovanla akrepi
    Anı yaşamak varken...

    Rüya hatta riya bile olsa
    Uykuyu mekân, umudu aş
    Aşkı rüya yaşayalım dizde...

    Herkes gibi olmasa da
    Bu civarlarda sevi
    Her limandaki gibi duramasa da
    Bu denizde gemi
    Sen yakamozlara aldanma
    Güneşi görünce gitme
    Bu sefer bari yaşayalım dem'i

    Gitme,
    Riya bile olsan gitme...
    Zamansız yaşanmışlığına inat aşkın
    Kal bu gecede...

    Sebepsiz sualsiz kal
    Kalmışlığının huzuru çöksün
    Yangın gönlümüze
    En vaktidir rüyalar
    Hüzünbaz sevişmelerin...
    Sunar sevi her anı ömrümüze...

    Sırf bu yüzden kal bu gece de,
    Zamansız yaşanmışlığına inat aşkın...

    Ne günü, ne saati aklımda
    Sana vuruluşumun
    Ne de gönül farkında
    İşlediği büyük suçun...

    Sen yasaksın bana
    Sana vurulmam,
    Sende durulmam yasak
    Öyle ki;
    Sevişmelerin hüznü bile haram

    Kıyıya vurur sızım
    Bir, işte böyle düşünce düşüme aşk
    Bir de sen gelince fikr-i mağrura...

    August 18

    gittin bile

    Biliyorum gideceksin.geride yasanmamis zamanlari birakarak.Gidisin bir yikim olmayacak ama..kendimi kotu hissetsemde seni gulusunle hatirladigimda iyi olacagim
    Birlikte yaptigimiz herseyi yeniden dusunup o essiz zamanlari yeniden yasayacagim.
    Sabahlari beni uyandiran sesin olmayacak ama ben yine ayni saatte kalkacagim yatakta.
    Sonra o essiz o insanin icinde simsicak guneslerin dogmasina  neden olan sesinle" Gunaydin " deyisin yankilanacak kulaklarimda..
    Kuzguncuk'a gidecegim.
    Sabah sernliginde kahvaltimizi ederken,orada ayni masada nasilda usudugumuz gelecek aklima.Buna ragmen kalkip kapali salona gecmeyisimiz birbirimizi gozlerimize bakarak isitmaya calismamiz gelecek...
    Bir sinemaya gidecegim.
    Filmim en carpici sahnesini izlerken "Keske sende olsaydin" demeyecegim.Cunku sende benimle birlikte o filmi izliyor olacaksin.
    bogazi kusbakisi goren o barda.
    o yuksek masada bir sise beyaz sarap esliginde  Istanbul'a olan tutkumu anlataagim sana yne.
    Sen kendimi kaptirip uzun cumleler kurmaya basladigimda " Seni seviyorum" larla sozumu keseceksin..
    Ve ben sozun neresinde kaldigimi unutup yine yanagina bir opucuk konduracagim...
    Bir alisveris merkezinde once buyk bir hevesle " ne kadar guzel seyler var" deyip ,sonra da hicbirsey begenmeden ciktigimiz o magazalari dolasacagim.Senin icin yeni kiyafetler sececgim.
    Ama sen onlari yine begenmeyeceksin.
    Ben senin begenmemeni sevecegim.
    Geceyide gunude hep sennle karslayacagim.
    ben burada sen varken nasil yapiyorsam sen gittignde de oyle yapacagim.
    Giden sadece bedenin olacak cunku.
    Yuregin burada benimle birlikte kalacak,,
    Hayata karsi kurdugumuz en dogru suc ortakligimiz hayatin tekduzeligine,siradanligina karsi en soylu baskaldirisimiz askimiz kalacak benimle...
    Senin olmadigin zamanlarda tek basima karsi gelme gucunu askimizda bulacagim.
    Ustelik yeniden ve bu kez hic ayrilmamak uzere birlikte olacagimiz gunlerin ozlemide kamcilayacak beni.
    Bu yuzden ben hic sensiz kalmayacagim
    Bu yuzden sensiz olmayacagim

    HUZUN OYLESINE DILSIZ KI....


    AY isigi pariltisyla parlayan gozlerini goremesemde yildizlara bakarken aramani isterim gozlerimi gozlerinde...
    Yurek vurgunu nedir bilirmisin?Isyan ettimi yuregin diline ve yurek ulkendeki yarayi anlatabildimi dudaklarin?Kelimeler ihanet etti mi hic sana onlara en cok ihtiyaci oldugunda? beni hep o anlarda terkettiler.
    Lal olur dilin muhurlenir yuregin,sessizlik cok kalabalik gelir yuregine ve gozlerin yere eger bakislarini duymasin ister hickimse izdirabini...
    Hic hayal kurdunmu gecenin karasina aldirmadan..
    Gokyuzunun en ucuk mavisi kadar saf ve yapmaciksizca..Dokundumu bulutlara..
    Yagmur tenine dusunce titredinmi usudun mu sensizlige?
    Her adimin ayrilik oldumu senin? Kaldirimlarda dinlemek ayakkabilarinin sesini..
    Ellerin cebinde olmali ve bedeninin yaninda  olmamali dusuncelerin.
    en olmadik ucuk yerlere gitmeli..
    Gozkapaklarinda huzun titredimi hic? Masum olmali bu huzun bir cocuk kadar Yanaklarindan suzulmesi icin bir omur  gecmeli.."
    Ruzgar" Agliyorum nedenini bilmeden.
    Gul mu suclu gece mi anlayamadim.
    yildizlar gozkirpiyor gokyuzunden yuregime...
    Kavusmaktan yorulsan(cunku ben hic yorulmam) sensizlik olsa her anim ....
    Huzun oylesine dilsizki......

    bitmeyecek

    BITMEYECEK
    yattigim yerden gokyuzunu goruyordum ve yildizlari..
    Senin bana o yildizlar kadar uzak oldugunu dusundum.
    Elimi uzatsam dokunamazdim.
    Cunku sen yoktun.
    Kac gece sensiz sabahlara uyandim istemeden.
    Uyanmasaydim sevgini de ruhum gibi sonsuzluga surukleseydim diyerek.
    Sen uzulmeyesin diye sakladigim gercekler icimi acitiyordu.
    Yoklugun yuregimi kanatiyordu ama sen bilmiyordun.
    Uzulmek sana yakismiyordu.
    Asla kesisemeyecek hayatlar yasiyorduk.Ayriydik dayanilmasi guctu,unutmak imkansizdi ,bir melodi ,bir kitap bir siir durmadan seni animsatiyordu.Bu cemberden nasil cikabilirdim?Istemiyordum ki.
    Askin benm yasam kaynagimdi,o olmasa olurdum.
    Sonsuza dek bu aciyi yasayacagimi bilerek daha bir
    sıkı sariliyordum askina.
    Gelmeyeceksin biliyorum konusmak istesem yoksun sarilmak istesem  yoksun.
    Her gelen yeni gun tek basina yasanacak.
    Sevinclerin uzerine bir bulut ortulecek.
    Mutlulgun boynu bukuk doyasiya yasanamayacak guzel gunler.
    Sana kizmak neye yarar,bu benim tercihim.Boyle olmasini sende istemedin biliyorum.
    Artik basima gelmez sandigin ozledigim ama unutaya yuz tutan,oncesine benzemeyen guclu,inkar edilemez ve gercek destansi bir ask bu ve oyle olmaya oyle kalmaya devam edecek sonsuza degin.

    canım acıyor


    Canim sıkılyor seni ozlemekten icim aciyor.Zaman gecmedigi gibi olumlu gormek istemiyorum dunyanin.
    Ben seninle olmak istiyorum ve sahaba dek dert yanmak,senssizligin o muhtesem ritmini paylasmak istiyorum seninle..
    Gozlerinin ayisiginda  parlamasi belli/belirsiz bir tebessum,uykulu bir ses ile titrek masum bir ses ile zar zor duyulan bir ses ile yarim yamalak bir sarki soylemek istiyorum sana.
    Perdenin arasnda  suzulen bir parca isikta opusmek ,sigarann isigin varligini kanitlanmasi yedi rengin teninde can bulmasi.
    Hayalle  gercegin sevismesi yada..
    Sisli bir patika yol gibi bilinmezlik..
    Ve sonra kirmizi sarap ve sarhosluk..
    Sonra rask etmek ayakların birbirine dolasmasi,sicaklik anlasilabilmez bir merak,ebedi bir huzur duygusu dunyanin cevremizde donmesi butun dertlerden,korkulardan olumsuzluklardan arinmak..
    Gecenin hic bitmemesi sabahin hic olmamasi,catlamis dudaklarimin can bulmasi teninde duru sularda  yikanircasina arinmak kotuluklerden.Uzak
     diyarlarin cekici mistik buyusu gozlerimi hic kacirmamak gozlerinden,elleriimin himayesinde  ellerin ve doyumsuzluga doymak..
    Kucuk bir cocugun evdeki buyukanneden yadigar vazoyu kirdiktan sonra annesinin yuzune baktigi o masum ve tedirgin bakisla bakmak istiyorum gozlerine.
    Saatlerce konusmak istiyorum yada susmak...
    Ve yine o ses tonuyla seni seviyorum demek istiyorum; sen benim herseyimsin zamanla sinirli olmayan...
    Daha ne kadar aramaliyim seni bulmak icin....?
    August 17

    BIRAKTIĞIN YERDEYİM

     

    Bir ateş düşerde yüreğine, ararsan beni sevdiğim
    Bil ki yoruldum, gidemedim, uzaklarda değilim...
    Yarım kalmış, çaresiz sevdaların, ilk acısında,
    Oynanmış, kırılmış gönüllerin, son sancısında,
    Gidene dökülen gözyaşının, her damlasında,
    Sevmeye küsmüş yüreğinin, tam ortasında,
    Yokluğunla beni başbaşa bıraktığın yerdeyim...

    Issız, sessiz, kimsesiz, isimsiz bir yerdeyim,
    Çaresiz, dertli, ümitsiz, sensiz divaneyim.
    Yıkılmış, eskimiş, anılarla dolu bir viraneyim,
    Gittin, ama unutma, hep o bıraktığın yerdeyim...

    Kalbim kırık, umutlar tükenmiş, yıkılmış hayallerim,
    Gönlüm yasta, gözler kurumuş, boş kalmış ellerim,
    Sevgim hüsran, şarkılar hazin, mezar olmuş gecelerim,
    Çabam nafile, esirin olmuşum, hâlâ bıraktığın yerdeyim...

    Bir gün, ağır gelirde sevgin, yıkılırsa dünyan başına,
    Her gün kırılırsa kalbin, kalırsan kimsesiz bir başına,
    Çekip giderse senin gibi, acımadan, kıyma gözyaşına,
    Yıkılma sen benim gibi, gel, hâlâ bıraktığın yerdeyim...

    bi umut işte

    Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın.
    Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda.
    Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra.
    İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim.
    Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını.
    Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …?
    Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı.
    Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim.
    Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için.
    Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına.
    Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım.
    Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim.
    Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim.
    Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için.
    Zira yoksun.
    Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat
     şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,
    Sanki benim hiç senim olmamış gibi
    August 16

    eğer bir gün

    Bir gün karsina deli gibi sevecegin biri çikarsa
    Sen onun için kahr olurken o aldirmazsa
    Seninle alay edip gururunla oynarsa
    İste o an benim nasil yasadigimi anlarsin

    O kisi önce sever görünüp sonra terk ederse
    Sen aci çekerken birde unut derse
    İste benim ne halde oldugumu
    O an anlarsin

    O unut dedikçe gönlün hayla severse
    Dostlarin düsmanlarin haline gülerse
    Severken terk ediilmek nedir
    İste o an anlarsin

    Hergün çaresizligi yudum yudum tadarsin
    Usanip bu hayattan yasamaya küsersen
    Dertlerini unutmak için ölmek istersen
    Bana neler yasattigini o an anlarsin

    Bir gün ansizin onunla karsilasirsan
    Belki anlayip sever diye umutlanirsan
    Onun kapisina gidip birdr kavulursan
    Yasarken ölmek nedir o an anlarsin.....

    August 15

    seni hergecen yıl çok ama çok özlüyorum

    Senin için duyduklarım hislerin en güzeli,
    Gel gör halimi sana susamışım besbelli,
    Anlasana artık seni delicesine sevdigimi,
    Bakışlarını bakışlarımda hissetmek istiyorum!
    Hiç bir şeyin anlamı yok sen yanımda olmayınca,
    Seni hep ben seveyim başkası olmasın aramızda,
    İsterdim ki gözlerin,gözlerimden alev alsın yana yana...
    Dayanamam seni bir başkası ile paylaşmaya,
    Benimle yaşayacaksın hep hatıralarımda,
    Eğer ölürsem aşkından bir gün;
    Bir gül.. sevgimizin sembolü olacak toprağımızda.